Monday, March 30, 2009

kârdan zararın bakkal hesabı

ulu ve âlî başvekil hazretleri davos ruhunun nemesisi tayyib efendi, seçim neticelerine üzülmüşler.

hattâ hafiften bozulmuşlar da ki, seçmeni nankörlükle "çağrıştıran" serzenişler, sitemler içindeler: hazret-i başvekil, tam 28 kerre teşrif buyurdukları antalya'nın kalkıp da kendi öz evlâdı domates deniz 'e oy vermesini, götürdüğü onca hizmetin (her halde fettah tamince'yi kastetmekteler!) halk denen o yıkanmamış, ağzı çorba kokulu kalabalık tarafından anlaşılamamasına yormaktalar, meselâ...

mutenâ ve güzîde medyamız da, tayyyib efendi, gülsuyu ve şürekâ'nın, bu neticelerden netice hâsıl edeceklerini ve siyasî gerilimin düşeceğini falan sanmaktalar; eğer sözlerini ciddiye alabilmek mümkün ise tabii.

halbuki ortada olağanüstü bir şey yok. ampul, 2007 genel seçimlerinde, askerî müdahalenin yarattığı voltaj patlaması yüzünden geçici olarak mum kapasitesinin üstünde parlamıştı, o kadar. voltaja yakın duran haltçılarla kurtlar da, 2007de çarpılmışlardı.

ampul, kendisi için çok fazla güç ile yanıp, voltaj da normal seviyeye avdet edince, ışığı da "normal" watt kudretlerine döndü. yâni, 2003 esas alındığında 2009 da sosyolojik açıdan kayda değer bir değişim olmadı.

değişim muhtemelen şimdi başlayacak ama... tayyyib efendi, gülsuyu ve şürekâ, 2007nin bir fırsat kârı, 2009un sadece kârdan zarar olduğunu anlamayıp, kaybettikleri kaygısı ile kaybetme paniği yaşayarak davranacak ve gücünün ötesinde işlere kalkışacak.

ovaya inmiş sel gibi, itici gücünü yitirdiği için de, sürüklemek yerine, önüne kattıığını çamura saplayacak...

esas faciaşurada:

memlekette, "gandi"ninki de dahil, yaygın bir siyasî sel felâketinin ardından, su baskınının önünü kesmeye kaadir örgütlü bir hareket olmadığı gibi, gönüllü tulumbacılar misâli, çamur ve selin önüne kum torbası yığmayı olsun becerebilecek toplumsal örgütlenme de yok.

eğer şu global kriz etkisiyle, avrupa birliği sevdasına yeniden yakalanır da, bazı şeyleri olması gerektiği gibi yapmaya başlarsak, iyi kötü idare edebiliriz de, kendi havamıza çiftetelli çevirmeye koyulursak...

türkiye'nin önünde çooook ciddi bir hukuk ihlâli, ihkâk-ı hak ve hukuk için mücadele devr-i dâimi var demektir.

haydi, iyimser olalım: hukuk, ortalık bulamaca dönünce hava kadar gerekli olduğunu insana hissettirir.

No comments: